Psikolojik destek
doğal ilaç
Kansere karşı
mücadelede
psikolojik destek
önem kazanıyor.
Hastaların
psikolojik durumunun
tedavinin seyrini
etkilediğini
belirten uzmanlar, 'Kanser
teşhisini
açıklayacak doktorun
ve hasta
yakınlarının
eğitilmesi gerekiyor'
diyorlar
Kanser teşhisi konan
hastalar önce
hastalığı reddediyor.
Hastalığın neden
kendisini bulduğunu
sorguluyor.
Hastaların yüzde
57'si depresyona
giriyor. İ.Ü
İstanbul Tıp
Fakültesi Onkoloji
Enstitüsü
Psikososyal Onkoloji
Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Sedat
Özkan, 'Kanser
tedavisinin
başarıyla sürmesi
için hastanın
psikolojik açıdan
izlenmesi gerekiyor.
Hastayla konuşulmalı,
fiziksel
yakınmalarının yanı
sıra psikolojik
yakınmaları da
öğrenilmeli.
Hastalar, hastalığı
yenenlerle bir araya
geldiğinde
kendilerini daha
güçlü hissediyorlar.
Hastaların bir araya
geldiği grup
terapilerinde başarı
sağlıyoruz' dedi.
Eşinize doğal
davranın
Hastalık çiftler
üzerinde farklı
etkiler yapıyor.
Evlilik Terapisti
Doç. Dr. Armağan
Samancı, her çift
farklı olduğu için
değişik reaksiyonlar
verdiklerini
belirterek 'Çiftleri
hastalıktan
etkilenmelerine göre
gruplara ayırıyoruz.
Bir grup ilişkide
parçalanmalara neden
oluyor. Bu
gruptakilerin
evliliklerinin
temelinde sorun ve
duygusal uzaklaşma
var. Hastalık ortaya
çıktığında sorunlu
ilişkiler de
otomatikman evliliği
sıkıntıya sokuyor.
Diğer bir grupta ise
çift birbirine
eskisinden daha çok
yakınlaşıyor.
Sağlığın
kaybedilmesiyle yas
tepkisi ortaya
çıkıyor. Başka bir
grupta ise eş
yakınlaşmak isterken
hasta yaşama
küskünlüğü nedeniyle
iletişimi kabul
etmiyor. İlişkide
problemler çıkmaya
başlıyor. Bu durumda
kendini çaresiz
hisseden sağlıklı eş
de depresyona
girebiliyor.' Tedavi
nedeniyle hastaların,
saç dökülmesi,
cinselliğin kaybı
gibi yan etkilerin
ortaya çıktığını
belirten Samancı,
hastanın tüm
değişimlerle hayata
adapte olmaya
çalışmasından ailede
krize neden
olabileceğini
anlattı.
Hastaları
hastalıklarıyla
ilgili
belirsizliklerin
korkuttuğunu
belirten Samancı,
sağlıklı olan eşin
izleyebileceği yol
hakkında bilgi verdi:
'Sağlıklı olan eş
hep duygularını
bastırmak zorunda
olduğunu hissediyor.
Çiftler
hissettiklerini
birbirleriyle
paylaşmalılar.
Kanser hastalığı
beraberinde kolay
olmayan duyguları
getiriyor. Çift
sıkıntılı bir
sürecin oluşacağını
kabul etmeli.
Tıkandıklarını
hissettiklerinde
psikiyatrist desteği
almalılar. Eşine
doğal davranmalılar,
doğal olmayan
davranışlar hastayı
olumsuz
etkileyecektir.
Kişiye yaşam boyu
hastaymış gibi
davranılmamalı.'
Hastalarla
iletişimde yapılan
hatalar...
Hastayı yeterince bilgilendirmeme.
Hastalığı gizleme.
Kanserli hastanın ailesinin hastayla duygularını paylaşmaması.
Hastaya fiziksel yakınmalarının dışında neler hissettiğinin sorulmaması.
Hastalığın seyrinde ortaya çıkacak olasılıkların hastadan saklanması.
Kanser hastalarının yaşadığı psikolojik sorunlar
Hastalığı ilk öğrendiklerinde psikolojik tepki veriyorlar. Çoğu zaman
kişilik değişimi görülüyor.
Uyum güçlükleri yaşayabiliyor.
Çevresinin ve kendisinin yaşadığı her yakınmayı hastalığa bağlıyor.
Panik ve kaygı bozukluğu ortaya çıkıyor.
Tedavi başladığında depresyona girme riski artıyor.
Kanser nedeniyle organ kaybı yaşamak depresyonu şiddetlendiriyor.
İleri kanser tedavisinde geçici kısa, orta, uzun dönemde beyin sendromu
ortaya çıkabiliyor.
Hasta alkol, uyuşturucu gibi riskli davranışlara yönelebiliyor.
'Kanser, benimle savaşmaktan yoruldu'
Kanser hastalığıyla mutlu yaşamayı öğrendiğini belirten Yazarımız Kazım
Kanat, eşinin, dostlarının, okuyucularının sevgisi ve AKŞAM ailesinin desteğiyle
hastalığa karşı 2 yıldır mücadele ettiğini söylüyor. Teşhis konduğunda
hastalıkla savaşmayı ve yenmeyi hedeflediğini ifade eden Kanat, mücadelesini
şöyle anlattı: 'Hastalık benle savaşmaktan yoruldu. Ona son darbeyi vurmak
üzereyim. Mücadele boyunca karıma bir kez daha aşık oldum. Gerçek aşk buymuş
diyorum. İnanılmaz bir destek verdi bana. O kadar çok üzlüyor ki kimi zaman
ağrılarımı saklıyorum ondan. Artık iyi bir ağrı uzmanı oldum. 2 yıldır ne kadar
çok dostum olduğunu gördüm. Gazeteciler, politikacılar, okuyucularım, sokaktaki
insanlardan herkesten destek aldım. Gelen e-maillerde okuyucularım 'Hastalığa
teslim olma' diye yazıyorlar. Ben birçok hasta için umut oldum. Kalbinde sevgiyi
taşıyanların hastalığı yeneceğine inanıyorum. Bu hastalıkla mücadelede en önemli
etken sevgi. Hastalık boyunca işime asıldım. Televizyon, gazete ve ALEM FM'i
bırakmadım. Normal insan gibi işimi yapmaya çalıştım. Üretim yarıya indi ama
işimden vazgeçmedim. Hastalığı yenerken en önemli destek gazetemin arkamda
olmasıydı. En değerli aile AKŞAM ailesi Babıali'ye örnek oldular.'
Hastalıkla mücadelesini maça benzeten Kanat, 'Yenilgiyi kabul etmiyorum. Futbol
maçında takımlara 2-0 mağlup olsalar da son 5 dakikada bile maça asılmaları
gerektiğini söylüyorum. Ben hastalığa karşı 2-0 mağlup olsam da maçın bitmesine
3 dakika kala 3 gol atarım. Kendimle de hastalıkla da dalga geçmeyi öğrendim.
Kişiliğime uygun olan savaşmak ve kazanmak. Herkese örnek olacağım. Sevenlerim
bana mücadele etmem, kazanmam, yazı yazmam, yaşamak zorunda olduğumu
hissettirdiler' dedi. Sevenleri çok olduğu için kendini şanslı bir hasta olarak
değerlendiren Kanat, ameliyat olduktan sonra genç bir çiftin kendisine ziyarete
gelip çocuklarına adını vermek için izin almalarını duygulanarak anlattı.
Amansız mücadele
Yıllarca kanserli hastalara hizmet veren erkek hemşire, eşinin meme kanseri
olduğunu öğrendiğinde 'Gizli düşman' olarak tanımladığı hastalığa karşı
verdikleri mücadeleyi, 'Yaşamın Kıyısında Kanserle Geçen Yıllar' adlı kitapta
anlattı.
'Kanser evimizi ve hayatlarımızı istenmeyen bir yabancı gibi istila etti' diyen
George S.J Anderson, uzman bir erkek hemşire olarak 25 yıl boyunca ABD'de
kanserli hastaların bakım ve tedavisiyle ilgilendi. Mesleği gereği hastalara
destek oldu, savaşmaları için onlara güç vermeye çalıştı. 1992'de karısı Lois'in
meme kanseri olduğunu öğrendiğinde yıllarca hastalara güçlü olmayı öğreten
Anderson, o an neler hissetiğini şöyle belirtiyor:
'Karıma göğüs kanseri teşhisi koydukları anda sanki bütün dünya başımıza
yıkılmıştı. Camelot yanıyordu. Korkunç bir düşman duvarları yarıyordu.
Düşmanımız kanserin bizden çalmak istediklerine sıkı sıkı sarılırken, değerli
bulduğumuz her şey yavaş yavaş değişiyordu.' Kansere karşı eşiyle birlikte
açtıkları savaşı kaleme alan Anderson, geçen yıl mayıs ayında hem çalıştığı
hastane olan Greater Baltimore Medical Center, hem de Maryland Hemşireler
Birliği tarafından 'Yılın Hemşiresi' seçildi.
Kanserle yaşamayı öğrenmek
Anderson, doktorların düşük olasılıkla en fazla 5 yıl ömür biçtikleri karısının
9 yıldır hastalıkla mücadelesinde yaşadıklarını yazma nedenini şöyle anlatıyor:
'Bu kitapta, hem bir eş, hem de profesyonel anlamda bir sağlık görevlisi olarak
tecrübelerimi, bu hastalığın aile bireyleri, eşler ve göğüs kanseri bir hastanın
yakın arkadaşları bakımından ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterebilmek için
kullandım.'
Anderson, kanserin kendisini zalim bir şaka olarak gösterip gerisinde
mücadeleler ve izler bıraktığını kaydederek hastalığın hayatına etkisini şöyle
ifade ediyor: 'Garip şekilde kanserle geçirdiğim tecrübenin hayatımda olumlu
etkileri oldu. Şöyle de diyebiliriz ki artık dünyayı farklı algılıyorum. Hayatı
yıllara değil, anlarla ölçüyorum. Bazen hayatın sana getirdikleriyle yaşamak
zorunda kalırsın, bazen de birtakım şeyleri değiştirme fırsatını
yakalayabilirsin. Gelin bu sayfalardan birlikte geçerek kanserli zamanlara
yolculuğa çıkalım...'
Anderson, kitapta yer alan Tamamlama adlı resimde tek göğsünü kaybeden kanser
hastası kadına eşinin kalbini çıkartıp vermesiyle eş desteğinin önemini ifade
ediyor.
Umut etmekten vazgeçmeyin
Anderson, eşiyle birlikte verdikleri mücadelede duygularını aktardığı, resim ve
şiirleri de kitapta yer alıyor. Umudun var olması gerektiğini 'Baharın Vaatleri
Altında' adlı şiirinde şöyle dile getiriyor: 'O ses, geçen yazın şükran dolu
sözlerini silen bir hayalet gibi,/ Bırakır ki bahar bilsin /Daha iyi şeylerin,
daha iyi zamanların/hayalini kurma arzusunu,/ve unutmaması gerektiğini söyler /Hayatın
küllerden yeniden doğduğunu. 'Gözyaşları hayatın çivileri gibidir''
Anderson, 22 Eylül 1999'da kitaptaki son sözleriyle hastalara yılmayın mesajını
veriyor:
'Bizim için dua edenler, iyi şeyler dileyenler ve göğüs kanserine karşı savaşan
kahramanlar, savaşçılar ve şairler ümitlerimizi cennete iletirler. Ve ne zaman
gökyüzünün enginliğinde süzülen bir uçurtma görürseniz ümide inanmayı hatırlayın.
Yedi yıl sonra karım hala benimle birlikte. Oğlum ise kendi uçurtmalarını
yapmakla uğraşıyor. Bu uçurtmaların neler getireceğini dört gözle bekliyorum'
-BİTTİ-
KAYNAK :
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2001/04/04/yazidizi/yazidizi1.html